Ayla Bağ
- -

KADIN VE DEMOKRASİ

8.03.2021 12:51:20
1201 kez Okunmuştur.

Kadınlarımızın geleneksel değerlere karşı hassas,

bu değerlerin uygulayıcısı ve demokrasinin inşası için, bilinçle faaliyet gösteren etkin birer aktör hâline gelmelerine hizmet etmek amacıyla yola çıkan KADEM, kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı, rollerin adil, hakkaniyetli ve dengeli şekilde dağıtıldığı, her türlü ayrımcılığıntadan kaldırıldığı bir düzen inşa etme gayreti içerisinde, Toplumsal meselelere salt kadın ve cinsiyet odaklı değil, insan olmak ve insan hakları kapsamında bakan KADEM, kadın-erkek ayrımı yapmadan, kadınıyla erkeğiyle hep bir arada topluma hizmet eden bir merkezdir.

“Ey kahraman Türk kadını sen yerlerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN sözünün vücut bulduğu Anadolu’nun mayası olan bu topraklardan 8 Mart dünya kadınlar gününü en kalbi duygularımla kutluyve bu güne özel 2018 yılında 8 Mart dünya kadınlar gününde açılışı yapılan derneğin KADEM Tokat temsilcisi Sn. Müjgan Arslan Hanımefendi ile yaptığımız bu söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum.   Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz diyerek söze başlıyorum.

 

1-Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben Müjgan Arslan. KADEM Tokat kurucu temsilcisiyim. Evliyim. 3 çocuk annesiyim

Serbest eczacılık yapmaktayım.

 

2- Kadem Derneğinin açılımını yapar mısınız? Derneğin ilimizde yapmış olduğu çalışmalardan bahseder misiniz?

KADEM Kadın ve Demokrasi Derneği,  kadın haklarına, insan hakları açısından bakılması gerektiğini düşünen 16 kurucu üyenin bir araya gelmesiyle 8 Mart 2013 tarihinde kurulmuştur.

KADEM, kadınlarımızın geleneksel değerlere karşı hassas, bu değerlerin uygulayıcısı ve  demokrasinin inşası için, bilinçle faaliyet gösteren etkin birer aktör hâline gelmelerine hizmet etmek amacıyla yola çıkmıştır.

KADEM, kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı, rollerin adil, hakkaniyetli ve dengeli şekilde dağıtıldığı, her türlü ayrımcılığıntadan kaldırıldığı bir düzen inşa etme gayreti içerisindedir.

Toplumsal meselelere salt kadın ve cinsiyet odaklı değil, insan olmak ve insan hakları kapsamında bakan KADEM, kadın-erkek ayrımı yapmadan, kadınıyla erkeğiyle hep bir arada topluma hizmet eden bir merkezdir.

Tokat KADEM ise bu misyon ve vizyonla 8 mart 2018 de ilimizde faaliyetlerine başlamıştır.

Kadın ve aileye yönelik seminerler

Aile içi iletişime yönelik atölye çalışmaları

Kadınların istihdama teşviki amacıyla kooperatifçilik eğitimleri

İlk yardım eğitimi

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserini tanıma ve erken teşhise yönelik eğitimler

Müftülük ile işbirliği halinde peygamberimizin ahlakı ve kuranı doğru anlama üzerine manevi dünyamızı inşaaya yönelik çalışmalar yapmıştır.

Kadın istihdamına yönelik Engelli ve yaşlı bakımı çalıştayını gerçekleştirdik.

 

3- Anadolu’da kadın olmak başlı başına bir kahramanlık gerektiriyor. Ailede huzur,  toplumda huzur, şehrimizde huzur. Bu huzurun inşasında kadının görevi nedir?

Kadını yüzyıllarca insan saymayan Batı toplumu, şimdi dünyaya kadın haklarının öncüsü olduğunu iddia ediyor.. Türk Kültürü’ ise İslamiyet’ten önce bile kadını erkek ile eşit gören yegâne kültürlerden biridir. Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde öyle yüce bir mertebeye kurulmuştur ki kadını öylesine yüce bir varlık haline getiren töreye ve kültüre hayran olmamanın imkânı yoktur. Kadın, erkeğin biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir. Daha da önemlisi Türk Milleti`nin tek bereket kaynağıdır. Kendisine verilen bir takım haklardan dolayı hanların, hakanların, cengâverlerin önünde saygıyla eğildikleri bir şeref abidesidir. Kadının Türk toplumundaki yerini ve kullandığımız hanım sözcüğünün tarihsel sürecini anlatan çok sevdiğim bir hikaye vardır:

“bir gün Cengiz Han, çevre hanları toplantıya çağırır. Bütün hanlar, halka oluşturacak düzendeki minderlere otururlar. Hakan’ın gelmesini beklerler. Cengiz Han yanında eşi Börte ile gelir ve  O’nu sağ tarafına oturtur. Gelenek gereği soldan başlayarak hanlar kendilerini tanıtırlar. Son konuk da kendini tanıtınca sırada Börte Kadın vardır. Burada sözü Cengiz Han alır ve “ ben hepinizin hanı Cengiz Han’ım. Bu da benim Han’ım  Börte’dir“ der. İşte, saygıyla kullandığımız “ hanım “ sözcüğünün günümüze kadar ulaşan, tarihteki yolculuğu böyledir denir.

Buradan hareketle, huzurun inşası görevini sadece kadına yükleyemeyiz. İslami pencereden de baktığımızda insan (yani kadın ve erkek )Allah tarafından yeryüzüne halife olarak gönderilmiştir. Öyleyse bir insan olarak kadın da tıpkı erkek gibi “Allah’ın yeryüzünde yarattığı halifedir.” Bu nedenle huzur sadece kadının sorumlu olduğu bir süreç değildir.Yeryüzünün halifesi olan kadın ve erkek birlikte ailenin, şehrin ve toplumun huzurunu oluşturmaktan ve devam ettirmekten sorumludur.. Kadın içinde bulunduğu aile ve toplumda asli yaratılış sebebi olan halife-insan vasfını yeniden kazanıp bu bilinci hayatın her alanında yaşadığında huzurlu bir toplumun inşaası mümkün olacaktır. Kadın ve erkeğin hak ve sorumlulukları keyfi arzulara bırakılmadan adalet ve denge prensipleri gözetilerek  belirlendiğinde çatışmalar azalır. ,ailede merhamet ve şefkat değerlerinin öne çıkarılması gerekir,

 Aile içi şiddet diyoruz ya, aile ve şiddet kelimeleri yan yana gelebilecek kavramlar değildir. Aile ile ilgili huzursuzluk ve nifak kavramları yan yana gelebilecek kavramlar değildir.. Kadın ve erkeği ailede hiyerarşik bir değerlendirmeyle konumlandırmıyoruz. Evlilik, kadın ve erkeğin birbirine hâkim olması değil, kadın ve erkeğin birbirinde huzura ermesi demektir. Kur`anın konumlandırdığı kadın-erkek perspektifi birbirine rakip değil, birbirine refik anlayışıdır. Yani kadın mı, erkek mi reis? Kadın mı, erkek mi üstün? Kadının mı, erkeğin mi sözü geçer? Evlilikte saygı ve sevginin sözü geçer.

kadın ve erkeği tanımlarken ayakkabı metaforu çok güzel anlatıyor. Her ikisi ayakkabının birer tekleridir. Bir araya gelmelerinde uyum ve ahenk oluşur.

 

4- Şehrimiz 2020 yılında Türkiye genelinde kadın cinayetlerinin yaşanmadığı 12 ilden birisi olarak tarihe geçti. Bu anlamda Tokat’ta kadın olmak ve bu şehirde yaşayan insanımızın özelliklerinden bahseder misiniz?

Bu 12 ilin içinde Tokat`ın var olması bizi çok mutlu etti. Bu anlamda, kadına yönelik şiddete engel olmak adına devletimizin çıkardığı yasalar var. Devlet kurumlarımızın çok güzel çalışmaları var. Bununla beraber biz de merkezine kadına yönelik şiddetle mücadeleyi almış bir sivil toplum kuruluşu olarak farkındalık ve eğitim çalışmaları yapıyoruz. Kadınların yaşadığı sorunlarıntadan kaldırılması adına akademik faaliyetler, eğitim çalışmaları, farkındalık projeleri yürütmekteyiz. Kurulduğumuz günden bugüne kadar yaptığımız eğitim faaliyetleriyle yaklaşık 10 bin kişiye ulaştık. Bu 10 bin kişinin çarpan etkisi ile bütün toplumda çok ciddi bir karşılık bulduğunu söyleyebilirim. Bu eğitim faaliyetlerinin de bunda katkısı olduğuna inanıyorum

Bununla beraber Hz. Mevlananın sözünü hatırlamak da gerekir Tokat`a gitmek gerek ,Çünkü Tokat`ta insan ve iklim mutedil diye övdüğü tek şehirdir..genel itibariyle Tokat insanı saygılıdır. Bilinç düzeyi yüksektir. Şiddet olayları her zaman Türkiyetalamasının altındadır.

 

5 KADEM Derneği olarak kadınların aydınlanması, güçlenmesi ve uğradığı şiddet karşısında haklarını koruya bilmesi için yaptığınız çalışmalar nelerdir?

Kadın ve Demokrasi Derneği olarak her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu göstermek ve şiddetle mücadelede üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek adına Türkiye`de ilk defa  şiddetin psikolojik, sosyolojik, dini ve hukuki boyutlarıyla ele alındığı “Güven Toplumunun İnşası/Şiddetin Anatomisi ve Çözüm Yolları” isimli yaygın bir eğitim seti ve programı hazırladık.

Bizler KADEM olarak temelde şiddetin psikolojik, sosyolojik kökenine inip, şiddetin sebeplerinin tahlil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak şiddetin arka planında yatanları irdelediğimizde sağlıklı çözümler üretip toplumdaki zihniyet dönüşümünü sağlayabilmenin mümkün olduğuna inanıyoruz. “Güven Toplumunun İnşası/Şiddetin Anatomisi ve Çözüm Yolları” çalışmamız da bunun bir örneği. Eğitim setimizin başlığına “Güven Toplumunun İnşası” dememizin sebebi güven toplumunu oluşturabilmenin medeniyet inşasının en temel dayanağı olmasıdır. Eğitimimizin içeriği ise, şiddet konusunda çalışmış, birikim sahibi çok değerli akademisyenlerin katkı ve çabalarıyla hazırlanmıştır.

Şiddeti besleyen tek bir kaynak olmadığı gibi çözümün de mutlak ve tek bir yolu yok. Şiddeti önleme sürecine eğitim, politika, hukuk ve sağlık alanlarınıntak katılım sağlaması gerekiyor. Buna göre eğitimin en önemli katkısı erken yaşlardan itibaren ahlaki ve insani değerlerin kişide yerleşmesini sağlamak; duygu yönetimi ve empati kazanımı konusunda bireyleri geliştirmek. Çünkü özellikle fiziksel şiddeti oluşturan temel sebeplerden birisi, kişinin duygu ve düşüncelerini doğru ifade edememesidir. Kendisini ifade edemeyen, empati kuramayan ve maalesef öfke kontrolünü yapamayan insanlar şiddete daha sık başvurmaktadır. Hukuki boyutta ise şiddet uygulayanlara verilen cezaların ıslah edici ve rehabilite edici özellikte olması gerekir. Yani şiddet failine, gerekiyorsa tıbbi açıdan da yardımcı olmak lazım. Psikolojik tedavi, öfke kontrolünün sağlanması adına destek tedavilerin de verilmesi şart gözüküyor. Aksi takdirde şiddet gibi insanlık tarihi kadar köklü bir sorunu yalnızca hukuki düzenlemelerle azaltmaya çalışmak yeterli olmayacaktır.

Modülümüz çok yeni  fakat nasıl bir sonuç öngördüğümüzü konuşabiliriz…

Bizler KADEM olarak yaptığımız bu çalışma ile kendi adımıza şiddetin çözümüne dair bir yol haritası belirlemeye çalıştık. Eğitimler yaygınlaştığında en azından eğitimi alan kişilerin kendi duygularını bilinçli bir şekilde okuyup, şiddete evrilme noktasında kendi iç denetimini yapabilmesine katkı sunmayı önceledik. Bunun dışında küçük yaşlardan itibaren verilen eğitimler toplumun şekillenmesi açısından oldukça önemlidir. Gelecek için ne kadar barışçıl toplumlar oluşturabilirsek dünyanın ve ülkemizin önü o derece açık olacaktır.

 

6-Şiddeti besleyen öğelerden biri de dil. KADEM olarak küfürle mücadele için bir kampanya başlattınız. Zamanlaması da çok yerinde zira hiç olmadığı kadar yaygınlaştığını gözlemliyorum özellikle genç nesilde. Dildeki bu temizlenme için nereden başlamalı, neler yapmalı?

Sosyal medyada giderek artan dildeki yozlaşmaya ve bozulmaya hepimiz üzülerek şahit oluyoruz. Dilin bir şiddet aracı olarak kullanımının giderek yaygınlaşması üzerine bizler de harekete geçtik. “Küfürsüz Hayat Mümkün!” kampanyası ile cinsiyetçi, argo ve küfürlü söylemlere karşı bir direniş örneği göstermeyi ve farkındalık oluşturmayı hedefledik. Bu kampanya ile lisanımızdaki kirliliğin bir an önce temizlenmesi için bir çağrıda bulunduk. Bu çağrımız ile herkesi; edep ve ahlak kurallarını sosyal medyada da uygulamaya, kadının cinsel obje olarak görülüp aşağılanmasına karşı durmaya, aynı fikri paylaşmadığımız kişilere dahi küfür edilmesine göz yummamaya, Türkçe’yi doğru kullanmaya davet ettik.

Dildeki temizlenme için hepimizin “Üslub-u beyan ayniyle insandır.” sözünü her defasında hatırlatmamız gerek. Sonuçlarını düşünmeden bir anlığına klavye başında yazdığımız onur kırıcı, ahlak dışı sözlerin bir başkasını ne derece kötü duruma düşürdüğünü, o kişinin ruhunda ne gibi yıkımlar yapabileceğini hiçbir zaman unutmamalıyız.

Dilimizdeki ve zihinlerimizdeki bu temizlenmeyi ”Küfürsüz Hayat Mümkün!” çağrısı ile başlattığımızı  ve her insanın  her türlü olumsuzluğa rağmen asgari düzeyde saygıyı hakettiğine inanıyorum. İnsan olrak toplumda iyiliği ve güzelliği yaymakla sorumlu olduğumuzu düşünüyorum dinimiz örfümüz tarihimiz bunu gerektirir.

 

 7- KADEM olarak gerçekten ihtiyaç sahibi olan ailelere ekonomik, psikolojik destek sağlayabiliymusunuz? İhtiyacı olan kadın size nasıl ulaşabilir?

Sosyal destekler ve kamuya erişim adlı bir modülümüz var. Bu çalışma ile de değişik nedenlerle ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan kadınlarımıza yol gösterici bir rehber oluyoruz. Devletimiz hali hazırda güçlüklerle başa çıkmaya çalışan kadınlarımızın hayatını kolaylaştıracak 100ün üzerinde destek sunmaktadır. Biz de açıldığımızdan beri derneğimizde, kuran kurslarında, halk eğitim ve hanımelleri merkezlerinde,düzenlediğimiz eğitimlerle kadınlarımıza bu destekler hakkında detaylı bilgi sunmayı ve en doğru yönlendirmeyi yapmaya çalışıyoruz. Bastırdığımız kitapçıklarla da destekliyoruz. 10000 kitap dağıttık.

Kadınlarımızın kendilerine sunulan olanaklar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasını sağlamak, en doğru destekten yararlanmalarına vesile olmak, bir  nebze de olsa yaşadıkları zorlukların hafifletilmesine yardımcı olmak bizim için büyük önem taşıyor.

 

8-“Toprak ve Kadın”konulu fotoğraf yarışmasında neyi hedeflediniz? Bu yarışmadan bahseder misiniz?

İlimizde ki Kadınların bu tür faaliyetlere ilgisi nasıl?

-Hayatın içinde farklı rollere bürünen kadın, toprakla olan ilişkisinde tohumun saklanmasından ürünlerin yetiştirilmesine, hasattan, ürünün sofraya ulaşmasına kadar önemli roller üstlenmektedir. KADEM Tokat Temsilciliği olarak “Toprak ve Kadın” temalı fotoğraf yarışmasında, kadınların toprakla ve tarımla şekillenen hayatlarını hem fotoğraf karelerinde ölümsüzleştirmek hem de yeni nesle tanıtmayı amaçladık.

Ülkemizin önemli tarım merkezlerinden biri olan şehrimizde, kadın emeği üzerinden farkındalık oluşturmak, kadın emeğine dikkat çekmek ve nitelikli bir görsel arşiv oluşturulmasını da hedefliyoruz.

sosyal faaliyetlere katılım noktasında kadınlarımız çok gayretliler. Yarışmamızın süresi henüz dolmadı. Ben burdan fotoğrafçılığa ilgi duyan izleyicilerimizi yarışmamıza davet ediyorum.

 

9 Günümüzde salgın sürecinde ki kadının çabasından bahseder misiniz? Bu süreçte Kadınlarımız nasıl ayakta kaldı.?

-Kadem olarak siz bu süreçte kadına yönelik neler yaptınız?

 Covid-19`un kadınları daha fazla ve daha olumsuz etkilediği yapılan bir çok araştırma iletaya kondu.

Kadınların bu süreçte, asıl iş yüklerine ek olarak okul çağındaki çocuklarının online dersleri, ev işleri, yemek yapmak varsa hasta ve yaşlı bakımıyla da ilgilenmek zorunda kaldı, “Sabahın erken saatlerinde başlayan ve gece yatana kadar devam eden bir efordan söz etmek mümkün. Ayrıca dünya genelindeki çalışmalar, pandemide kadınların erkeklere göre daha fazla işlerini kaybettiklerini ve daha çok yoksullaştıklarını gösteriyor. Yani çalışan kadın, bu tehlikenin bilinci ile işine daha fazla sarılmak ve evde iş, yaşam dengesini de korumak zorunda kalıyor. Bu yük de kadınlar üzerinde psikolojik bir baskı yaratıp onları günden güne tüketiyor. Tüm dünyadaki sağlık çalışanlarının 70’ine yakınını kadınların oluşturduğunu da unutmamak gerekiyor.

. Ev işleri ya da çocuk bakımı ile annenin daha fazla ilgilenmesi, toplumda daha fazla rastlanılan bir durumdur ve biz de bu tabloyu normalleştirmiş oluruz. Ancak pandemiyle birlikte kadının artan iş yükü ailede, iş hayatında ve sosyal hayatta bir tükenmişlik hissi yaratır. Aile bireyleri arasında iş bölümü yapılması, işverenlerin kadın çalışanların sorumluluklarının farkında olarak hareket etmesi ve genel olarak toplumda cinsiyet eşitliği kavramının daha fazla önemsenmesi bu aşamada ilk yapılabileceklerdir. Toplumun bu konuda hassasiyeti ve bilincini artırmak çok yönlü bir iş birliği gerektiriyor. Biz KADEM olarak bu süreçte:

Sosyal medya hesaplarımız üzerinden söyleşiyorum ve okuyorum programları ile dinden hukuka, psikolojiden edebiyata, kadın aile ve ihtiyaç duyulan alanlarda zihinsel dönüşüm sağlamak amacıyla alanında uzman kişilerle söyleşiler ve kitap müzakereleri düzenliyoruz. Pandemi günlerinde ebeveynlik onlıne söyleşi dizisi ile pandemi sürecinin ebeveynliğe yansımaları ele alınıyor.

Her yıl yaptığımız toplumsal cinsiyet adaleti kongresinin bu yılki konusu pandemi sürecinde kadın olarak belirlendi  ve 4 martta dijital platformda gerçekleştirilecek.

 

10- Anadolu kadınının tüm dünyaya örnek teşkil edecek merhameti ve sevgisi ile dünya insanlığını mayalandırma görevi var. KADEM olarak mülteci kadınlara yönelik faaliyetleriniz olduğunu biliyorum. Bunlardan bahseder misiniz?

-Sığınmacı kadınlara yönelik  ve dünyaya örnek teşkil eden kadem projelerini 3 ana başlıkta size anlatabilirim.

KADEM Sığınmacı Kadınlar Merkezimiz

 Geçici Koruma Statüsü Altındaki Suriyeli Kadınların Profil Tarama Çalışması

Kadınlar Göç Yolunda projesi

Sığınmacı kadınlar merkezimiz KADEM ve AFADtaklığı ile 23 Şubat 2017 tarihinde faaliyete geçmiş bir merkez.

Merkez, Suriye’den gelen kadınları kapsayacak şekilde; ekonomik ve sosyal uyum projelerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi,

 yine aynı hedef kitleye yönelik olarak psikolojik, hukuki, ekonomik, mesleki ve sosyal alanlardatak hizmetler geliştiriyor. Açıldığı günden bugüne; Türkçe Dil Kursu, Grafik Tasarım, Sosyal Medya Yazarlığı, Dijital Yayıncılık, Muhasebe, Bilgisayar eğitimleri düzenlenmiş ve çeşitli hobi kursları ile el sanatları dersleri verilmiştir.

Merkezde 1000’in üzerinde kadına eğitim verildi, 3000’den fazla kadına ulaşıldı. KADEM Sığınmacı Kadınlar Merkezinde dikiş eğitimi alan sığınmacı kadınların ürettiği ürünler HAYAL ismiyle markalaştırılmış ve çeşitli etkinliklerde satışı yapılarak, geliri üretimi yapan kadınlara tahsis edilmiştir

 İstanbul ve Ankara illerinde yaşayan 5.000 sığınmacı kadının ekonomik ve sosyal uyum çalışmalarında kullanılmak üzere eğitim, sosyal hizmetler, iş hayatı başta olmak üzere profil taraması yapılarak hazırlanan raporun etkin kamu politikaları geliştirilmesi sürecinde kullanımı hedeflenmiştir

Kadınlar göç yolunda projesi ile kadın mültecilerin gerçek problemlerini ve ihtiyaçlarınıtaya çıkarmak, mültecilerin yasal hakları ve mültecilere yönelik düzenlemeler hakkında farkındalık yaratmak ve kamuoyunda mültecilere yönelik olan yanlış algıyı kırmak amaçlanmış. Projenin sonunda ‘Ayrılık’ isimli 8 mülteci kadının hikâyesinden oluşan bir belgesel filmi yayınlandı.

mülteci kadınlara yönelik tokatta  erken yaşta evlilik ve şiddetle mücadele eğitimleri verdik.

 

11Aile içinde, sosyal hayatta, siyasal alanda, iş hayatında  kadını daha çok aktif görmek için ne yapmalıyız?

-Kadınlar gerek ailede gerekse sosyal hayat içerisinde yer alırken pek çok alanda mücadele etmek zorunda kalıyor. Toplumsal hayatta kadınlar evde olmak ya da çalışmak arasında  bir tercihte bulunmak zorunda kalıyor. Evde olmayı tercih edenler mesleğini icra edemediği için, çalışan kadınlar ailesine ve evine ilgi gösteremedikleri düşüncesi ile sorun yaşamaktalar. Her iki alanda da yer almak isteyen kadınların desteğe ihtiyacı olduğu kesin. Kadınların omuzlarındaki yükün hafifletilmesi için hepimizin mücadele etmesi gerekmektedir”

eğitimli ayakları üzerinde durabilen kadınları var etmek , sevgi dilinin hakim olduğu bir toplum inşa etmek amacını gerçekleştirmek istiyoruz ve bunun için çabalıyoruz.

12 Son olarak neler söylemek istersiniz?

Çağdaşlık ve uygarlık söyleminin ürettiği tek tip kadın modeli yerine, farklı kadın kimliklerinin demokrasiyi güçlendirdiğine inanmaktayız. Bu sebeple, kadının kimlik, kişilik ve özgürlük mücadelesini desteklemekteyiz. Bu farkıyla KADEM, kadınların kendilerine yer buldukları, değişen Türkiye’nin yeni kadın hareketidir. Kadınlarımızı bu harekete destek olmak üzere temsilciliğimize davet ediyorum. Bize bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Kadın ve Demokrasi Derneğinin Tokat Temsilcisi Sn. Müjgan Arslan Hanımefendi bu güzel, samimi ve sıcacık sohbete zaman ayırdığınız ve bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Yaptığınız farkındalıklı çalışmalarla kadınları aydınlattığınız ve bilgileri paylaşarak kadınlara öncü olduğunuz için sizi yürekten kutluyorum. Çalışmalarınızda başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

Herkesin 8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun. Mutlu yarınlara ve muassır medeniyetler seviyesine ulaşmanın yolu kadın-erkek omuz omuza, el ele vererek birlikte yürümeyle gerçekleşecektir.

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle...

Dünya Köylüsü

Sosyolog yazar

Ayla Bağ

  • Etiketler :
  • -
DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 8.03.2021
Güncelleme Tarihi : 8.03.2021
Yazarlar
En Son Yorumlar