Selim Yavuz
- -

GEÇMİŞTE MİLLETVEKİLİ VE BAKAN DANIŞMANLIĞI YAPMIŞ OLMAK SUÇ MU?

13.3.2013
26664 kez Okunmuştur.
Bu gün sizlerle paylaşmak istediğim konu bir kamu görevlisinin resmi olarak bir milletvekilinin TBMM Başkanlığına yapmış olduğu müracaat ve talep üzerine, Sağlık Bakanlığının görevlendirmesi ile danışmanlık yapmış olması suç mu? 
Suç ise devlet bu görevlendirmeyi niye yapar? Suç değil ise geçmişte yaptıkları bu görevlerinden dolayı her kesimin takdirle karşıladığı başarılı mesleki çalışmalarına rağmen bu Kamu görevlisi niçin huzursuz edilir?
1993 yılının Aralık ayından bu yana Tokat Devlet Hastanesinde Sosyal Hizmet Uzmanı ve Sosyal Servis Sorumluluğu,2004 yılından bu yana da Hasta Hakları Birim Sorumluluğu yapan bu arkadaşımız Mesleki bilgi Birikimi ve tecrübelerinden ve Kamu Hastaneleri Kurumu Hastane Hizmetleri Başkan Yardımcılığının ilgili yazısında belirtilen kriterlerden dolayı Tokat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinde Hasta, Çalışan Hakları ve Güvenliği Birim sorumlusu olarak görevlendirilmiştir. 
Bu görevlendirme ile Tokat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği bilgiye ve tecrübeyi ön planda tutmuştur. Bu yaklaşımlarından dolayı Genel Sekreterlik yönetimini tebrik ediyoruz. Fakat Görevlendirmenin üzerinden bir aylık bir süre geçmiş bu süreç içinde oluşan sendikal ve siyasi baskılar nedeni ile bu insan görevinden alınmak istenmektedir. Tek gerekçe ise bu İnsanın 1999 yılında Tokat Milletvekilimiz ve Devlet Eski Bakanı Sayın Dr. Reşat Doğru'ya danışmanlık yapmış olması ve mevcut sendikal tercihinde Türk Sağlık Sen üyesi olmasıdır.
Tokat'ta 1984 yılında Tokat Kültür Turizm Derneğinin Kurucular Kurulu Başkanlığını ve Yönetim Kurulu Üyeliklerini, Mevcut Tokat Kültür Derneğinin Kurucularından ve Yönetim Kurulu üyeliğini, Avlunlar Derneği Kurucularından ve yönetim Kurulunda ikinci başkanlığını, Tokat GOP Lisesi Mezunlar derneğinin Kurucularından bir dönem başkan yardımcılığı, bir dönem Genel sekreterliğini, Tokat Kümbet Dergisi ve Mevcut Tokat Kümbet Altında Dergisinin yayın kurulu üyesi, 1994 yılından bu yana Toplum Sağlığı adında Televizyon programları ile toplumu sağlık alanda bilgilendirerek, doğruya yönlendiren, Gazetelerde yayınladığı makalelerle Tokat ve problemleri üzerine çözümler üretmeye çalışan bu gayretlerinden dolayı toplumun her kesiminde takdirle karşılanan Sosyal Hizmet uzmanı neden sendikal baskılarla yıpratılmak ve görevinden uzaklaştırılmaya çalışılıyor buna cevap bulmak istiyoruz.
Hastanelerdeki mesleki uygulamaları ve icraatları ile mahalli ve Ulusal Basının gündeminde hep olumlu olarak yer almış, kendini mesleğine adamış bu arkadaşımızdan ne istenmektedir. Sosyal Hizmet uzmanı Süleyman GÜLER'in çalışmalarının belgesini görmek isteyenler, Google Sosyal Hizmet Uzmanı Süleyman Güler olarak yazmaları yeterlidir. 
Hastalar ve çalışanların; Bayram dönüşlerinde, Kandil günlerinde çiçeklerle, Şeker, Kolonya ikramı ile karşılanması, Tıp Bayramlarında ki Çalışmalarla Hasta ve hasta Yakınlarının bütünleştirilmesi, kaynaştırılması, Çalışanlara ve Hastalara yönelik sosyal aktivitelerin düzenlenmesi, tamamen gönüllü olarak kendisini bir sağlık elçisi gibi görüp 19 yıldır televizyonlardan halkı sağlıkla ilgili bilgilendirme ve doğruya yönlendirme eğitimini yapması gibi haberleri göreceklerdir.
Bir kişiyi icraatlarından dolayı eleştiremiyorsanız, kişiyi yaptığı işte otorite olarak kabul ediyorsanız, üstlendiği işi en iyi şekilde yapacağına inancınız tam olduğu halde engellemeye çalışıyorsanız mutlaka kıskançlık ya da başka alanlarla ilgili korku vardır.
Söz konusu arkadaşımızın; yaptığı olumlu ve faydalı işlerle yıllardır toplumun gündeminde olması ve fikri ve siyasi ağırlığının ve çizgisinin olması bazılarını kaygılandırmış olabilir. Çünkü topluma verdikleri veya verecekleri bir şeyleri olmayanlar alternatif olarak gördükleri kişilerin başarılarını kabullenemez ve onları engellemeye çalışırlar. Böylece kendilerine avantaj sağladıklarını düşünürler. Bilmezler ki korkunun ecele faydası yoktur. Demir ateşte tutulup, dövüldükçe tavlanır, su ile ıslandıkça şekil alır ve daha güçlü hale gelerek çelik olur.
Tanıdığımız kadarı ile arkadaşımız; bu güne kadar hiçbir konuda nefsine yönelik bir başkasından, makamdan, bir sivil toplum veya Siyasi teşkilatlardan bir istekte bulunmamış, fakat verilen görevden de kaçmamıştır. Aldığı görevlerin de başarı ile üstesinden gelmiştir. Yüzünün akı ile tertemiz toplumun içinde herkesim ile barışık bir şekilde çalışmalarına devam etmektedir. Bu insanı kurumunda pasifize etmek kime ne yarar sağlayacaktır. Böylesi bir durum her türlü sosyal aktivitede yer alan insana zaman ayırması için fırsat olacaktır. Bu nedenle kişinin kaybı olmayacaktır. Ancak bu arkadaşımızın pasifize olması kurumdan hizmet alanların zararına olacaktır.
Neymiş bu kişi gelecekte aday olabilirmiş. Bir kişinin Milletvekilliği ya da Belediye Başkanlığına aday olması suç mudur? Eğer suç ise bugün ülkeyi yönetenler hep suçludur. Bu insanın bu yönde bir beyanı da olmamasına rağmen, gelecekle ilgili varsayımlarda bulunarak kişilerin önünü kapatmaya çalışmak ne kadar insani ve etik bir davranıştır? Bilmez misiniz Ülkenin Başbakanı da böyle mağduriyetler sonucunda vatandaşın gönlünde taht kurmuştur. Kişi fikrini işine karıştırmıyor, herkese eşit davrana biliyor, kurumunun, şehrinin, çevresinde yaşayan insanların problemlerine duyarlı ise gelecekte daha büyük görevlere talip olmasının kime ne zararı var? Bu insan çalıştığı yöneticilerini mi yanıltmış? Geçmişten buyana farklı fikri yapıda olan yöneticilerine sorun? Bir gün olsun işten mi kaçmıştır. Mesaim bitti deyip işi bitirmeden kurumdan mı ayrılmıştır? Bu kişinin bildiğimiz tek suçu vardır. Olduğu gibi, görünüp, göründüğü gibi olması, insanın yüzüne söylemediğini arkasından söylememesidir. Dostunu da, düşmanını da değerlendirirken hakkaniyetten ayrılmamasıdır. Birde Müslüman Türk olmasıdır. Müslüman Türk'ün bütün değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmasıdır.
İşin eğil ellere verilmesini ya da eğil ellerde kalmasını isteyen bütün duyarlı vatandaşlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcilerine bu durumlarda görevler düşmektedir. Çevremizde, kurumlarımızda, şehrimizde ve ülkemizde sadece bizden olanların değil, hizmet üretenlerin görev başında olması gelişmemizi ve hizmet almamızı sağlayan temel unsurdur. Evet, hem hizmet üreten hem de bizden olan olması temel tercih sebebidir. Aksi zulümdür, haksızlıktır. ''Haksızlık karşısında susanda dilsiz şeytandır.''
Bu konuda en büyük görev; Sağlık Bakan Yardımcısının Danışmanlığından Tokat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği görevine gelmiş olan Sayın Op. Dr. Arslan ERKAN' a düşmektedir. Kurumun yöneticisi benim, bende verimliğine inandığım insanlarla çalışırım. Kişilerin geçmişteki ve mesai dışındaki tercihleri değil, kurum içi verimliliği beni ilgilendirir diye bilmelidir. İmzasına sahip çıkıp göreve getirdiği kişinin arkasında durabilmelidir. 



  • Etiketler :
  • -
DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 13.3.2013
Güncelleme Tarihi : 13.3.2013

Yazarlar
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
LİG PUAN DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ligi seçiniz:
En Çok Okunanlar
En Son Yorumlar