BİR MARKET MÜDÜRÜ, BİR DEDE VE İKİ ÇOCUK…

13.9.2021
530 kez Okunmuştur.

 

Kıyısından köşesinden hayata gerçek anlamda değer katan, kaybettiğimizi sandığımız değerleri sessiz-sedasız hatırlatan ve yaptıklarını “gerçek anlamda” yaşayan insanlarımızı gördükçe, daha da çok umutlanıyoruz. Hep şikâyet ettiğimiz ve tüm yazıp-çizmelerimize, konuşmalarımıza rağmen bir türlü değiştiremediğimiz konuların, küçük örneklerle de olsa kimi zaman olumlu adımlarla umuda dönüşmesinden bahsediyorum.

 

Yani bir market müdüründen.

Yarın belki bir başka marketin çalışanından bahsedeceğim.

Ama hep bahsedip-konuşmak ve yazmak isterim bu mevzuda…

 

Yunus Market’in (Endüstri Meslek Lisesi’nin karşısındaki) merkez şubesinden ekmek almak için sıramızı beklerken, önümüzde duran yaşlı amca ekmek standındaki personel kızımıza, “Bana 1 tane simit verir misin? Parasını şu kasiyer ödeyecek, bilgisi var, o gönderdi beni.” dedi. Kızımız ise “Amca burada işler böyle yürümüyor, ücretini ödemeyeceksen veremem.” yanıtını verdi.

 

Evet, vahşi kapitalizmin en karanlık günlerini yaşadığımız şu zamanlarda “işlerin öyle yürümediğini, paranız olmadığında hiçbir ürünün marketlerden dışarıya çıkamayacağını” biliyorduk. Evet, veresiye yazdırdığımız bakkal amcaların tarihe karıştığını, paramız olmadığında bizi “idare eden” bakkalların yerinde yeller estiğini ve bu kaotik düzende her şeyin metalaştığını biliyorduk.

 

İşte biz bunları biliyorken ve tam da sorunu çözmek için olaya dahil olmayı düşünüyorken, mağazanın müdürü olduğunu öğrendiğimiz bir beyefendi tezgâhtaki kızımıza müdahale ederek amcaya simidi vermesini söyledi. Gerçekten net ve bir o kadar da gönüllere su serpen cümlelerle yaptı bunu. Hiç etrafına bakmadan, duyduklarına müdahale edip geriye işine döndü.

 

Birkaç gün sonra ise yine aynı markette kasada iki çocuk ellerinde gazoz ve gofretlerle bir başka kasiyer kızımıza uzattıkları bozuk paraları verdi. Paraları yetmedi. Bu kez kasiyer önceki olayda olduğu gibi hemen “olmaz” demeden, telefonla müdürlerini arayacağını söyledi. Bize de izlemek düştü… Aradığı müdür bey, çocuklara aldıklarını vermesini, üste kalan parayı kendisinin vereceğini söyledi ve çocuklar keyifle ayrıldılar marketten.

 

İşte, hayatın içerisindeki bu küçük ayrıntılar geleceğe dair umutlarımızı yeşertmeye yetiyor. Yazının girişinde anlatmak istediğim tam da bu işte: Esas mesele, marketteki yaşlı dede ve çocukların yüzündeki tebessüme vesile olanların sayısını çoğaltmak. Yani “iyi insan” olmak. Sürekli kötülüklerden beslenerek değil, iyilik ve adaletle bakmak dünyaya, paylaşmak ve çokça merhametli olmak… Tek olmaya çalışmamız gereken insan tipi bu olmalı.

 

Çok zengin olmak, çok mal ve para biriktirmek değil. “İnsan biriktirmek”, belki de en güzeli. Nazan Bekiroğlu, “Dünya dönüyorsa hala, güzel insanların hatırına dönüyor. Ve güneş kızarıp battığı halde güzel insanların hatırı için sapsarı doğuyor.” derken haksız mı?

 

Teşekkürler Müdür Bey…

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 13.09.2021
Güncelleme Tarihi : 13.09.2021
GÜNDEM
Yazarlar
En Son Yorumlar