Yeşiliyle, Yeşilliğiyle Nefesin Adresi; Tokat Belediye Parkımız

17.2.2021
401 kez Okunmuştur.

 Şerare Kıvrak

 Yüz yılı aşkın geçmişiyle günümüze kadar taşınan taşınırken de her dört mevsimde biri diğerinin gölgesiyle soluklanan devasa ikilidirler… Bu ikili için, birbirlerini tarihten gelen bir güçle tamamlayan, Kurtuluş Savaşı’nın acılarını ve mutlu sonlarını birlikte yaşamış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü defalarca konuk ederek cumhuriyeti kucaklamış sosyo-kültürel varlıklarımızdır dersem çok doğru konuşmuş olurum. Bunlar, Belediye binamız ve arka bahçesi Belediye Parkımız…

O parklar ve bahçeler ki ağaçlarıyla, yeşillikleriyle, kuşlarıyla, çiçekleriyle, doğal güzellikleri ve iklimsel özellikleriyle bulunduğu coğrafyanın yaşam destek üniteleridir. Yöre insanlarının da soluklanıp nefes aldığı yerel kültürel birlikteliklerin yaşandığı mekanlardır parklar.

Her Tokat sevdalısının olduğu gibi benim de unutulmaz güzellikleri yaşadığım, anılarımda yaşattığım en güzel mekanlardandır belediye parkımız.

Altı medeniyete ev sahipliği yapmış, Yeşilırmak vadisi nin güzel insanları yıllardır bu yeşillikler içinde doğup büyümeyi yaşamsal bağımlılık olarak kabul etmişlerdir. Öyle ki, geçen zamanlar diliminde konak olsun, dam ev olsun her evin arka bahçeleri vardır. Bu bahçeler sırt sırta, omuz omuza paylaşımcılığın, dostluğun, güvenin adı ve adresleriydi. İşte bu yüzden yöre insanımız yeşilin ulvi, ilahi ve insani güzelliklerini sezmişler bunu yaşam felsefeleri olarak günlük hayatlarına da uygulamış bu günlere taşıyabilmişlerdir. Lakin yılların acımasızlığı tüm bu güzelliklerin avuçlarımızdan kayıp gitmesine sebep olurken o evlerin arka bahçelerindeki güzellikleri de, bahçe kültürümüzü de yok etmiştir. Böyle olunca da şehir içinde ve dışındaki park ve bahçelere rağbet artmıştır.

Bizler ve önceki kuşaklar bu şehrin şanslı çocuk ve gençleriyiz diyebilirim. Çünkü onlarca bağ ve bahçelerden öte şehrimizinta yerinde yüz yıla yaklaşan geçmişiyle bugün de yeşilin en güzel adresi olan Belediye Parkımızda büyüdük. Efsanevi güzelliklerin yaşayıp yaşatıldığı bu parkımız neredeyse aynı yaşta oldukları belediye binamızın da arka bahçesidir ve onun korumasındadır.

Her önünden geçişimde çocukluğumu yaşamak, gençliğimi anımsamak, geziye getirdiğim öğrencilerimi hatırlamak için o devasa ıhlamur ağaçlarının gölgesine sığınmak beni taze baharlara taşır, mutlandırır hep.

Gözlerim ıslanır. Burnumun direği sızım sızım sızlar. Ekmeğiyle büyüdüğümüz o binanın bahçeye inen taş basamaklarında canım babamın ayak izlerini arar dururum. Derinden iç geçirirken, ıhlamur çiçeklerinin baygın kokularını soluklarım. Ve zamanı geriye sarar, sarar, sararım… Burası belediye parkımızdır der, eskilere takılırım.

Evet… İşte burası bizim parkımız… Çocukluğumuzun ödül bahçesiydi… Hafta sonlarında aile boyu buraya gelmek, yaz sıcağının yakıcılığından kurtulmaktı. Babamın “haydin parka” dediği o saatleri iple çekerdik. Bayram çocukları gibi tertemiz giyinir düşerdik yollara. Parka gelmek bir ayrıcalık, bir farklılıktı bizler için.

Belediye arozözünün suladığı yarı toprak yarı asfalt yolların ıslak kokuları parka yaklaştıkça ıhlamur ve akasya çiçeklerinin kokularına yenik düşerdi. Yaklaştıkça heyecanlanır, heyecanlaştıkça hareketlenirdik.

Nihayet karşımıza çıkan zamanının en görkemli yapısı olan belediye binamızın, önünde yükselen devasa Atatürk anıtı ile bütünleştiğini görmek çocuk kalbimizin ezberlediği olağanüstü bir güzellik ve özellikti. Selam vermeden asla geçemezdik önünden..

Parka girdiğimizde ıhlamur ağaçlarının gölgelediği papatya, nergiz, şebboy ve sümbüllerin bakışlarını yüreğimizde hissederdik. Bahçevan Hüseyin Amcanın yeni suladığı o hokka güllerin mağrur ve asil duruşlarına sevgiyle bakardık. Koca çınarların ve ıhlamur ağaçlarının gölgelerine titizlikle dizilmiş tahta masaların iskemlelerine oturur, el dokuması örtülere düşen yaprakları yumuk ellerimizle temizlerken, buzlanmış limonatanın dondurmaya dönüşmüş halini getirecek garsonu beklerdik.

Parka gitmek,ıhlamur ağaçlarının gölgesinde çiçeklerin baygın kokularını solumak ,daldan dala atlayan sincaplardan kaçışan kuşların kanat çırpışlarını izlemek ne güzelliklerdi..Hele dee,,Atamız , aile büyüğümüz, amcamız Hacı Ali Yağcı’nın belediye başkanlığı dönemlerinde yaptırdığı havuzun kenarında gezmek , taşlarına dokunmak, sularını okşamak ve fıskiyeden akan suya ulaşabilmek en büyük zevkimizdi.Şu bir gerçek ki, bu şehirde yaşamış, havasını solumuş, ekmeğini yiyerek ,suyunu içmiş herkesin anılarında yaşayan özlem dolu sevdadır Tokat Belediye Parkımız..

Geçtiğimiz günlerde yinealardaydım. Şaşkın bir zemheri gününün bizler için yasaksız saatleriydi.Ilık bir rüzgar, ala bir Güneş azda olsa ısıtıyordu.Gözüm parkın girişindeki koca çınara takıldı…”gel ablam geel..” diyordu.”sarı ile yeşilin.kahverengi ile morun kızılın en güzeli yaşanıyburada geel” diyordu.. Biraz ürkek ,biraz tedirgin düşler ülkesine girercesine yöneldim o tarafa..Yürüdüm yürüdüm..Hazanla hüznün arasında kalmış çaresiz bir kimlikle yürüyordum. Etraf sessiz, kimsesiz, ağaçlar yapayalnızdılar. Serçe kuşlarının çığlıkları çam ağaçlarının yeşilliklerine adeta serenat gibiydi. Mevsimin onca hırçın ve şaşırtan değişimine rağmen o devasa ağaçlar soluk soluğa güç katıyordu çevresine. Hepsi diri, mağrur, onurlu ve koruyucu duruşlarıyla baharı bekliyorlar bize de bekle diyorlardı belli ki.

Hani ben derim yaa ”doğduğum, doyduğum, arada bir gönül koyduğum aziz şehir Tokat” Gönül koymamdan öte kaygılarım var. Parkımıza her uğrayışım, her oturuşum, her bakışım o ıhlamur ağaçlarına yaslanışım yaşanmışlıklarımızı özleme dönüştürürken şeytanın avukatlığına takılıydüşüncelerim.

Belediye Parkımız… Bu şehrin tarihi, coğrafyası, tabiat bilgisidir. Dünü, bugünü yarınlarıdır. O özüne bağlı kalınarak yapılmış belediye binamızın arka bahçesidir. Halkımızın, yöre insanımızın nefesi olan bu yeşil güzellik.”kem gözlerden” sakınılır inşallah.

Son zamanlarda iklimsel krizlerin yaşandığı dünya coğrafyasında da, bizim coğrafyamızda da yeşile ve yeşilliklere duyulan gereksinimler asla ve asla tartışılamaz olmuştur. Bu bağlamda yeşil hayattır derken, Belediye Başkanımız sayın Eyüp Eroğlu’nun “BİZE YEŞİL ÇOK YAKIŞIYOR” söylem ve eylemlerini yürekten destekliyorum.

Gerçekten yeşil bize çok yakışıyor. Bu fikre sadakatle belediye parkımızın korunarak ve daima yeşil kalarak yöre halkına nefes olması yüreğimin sesidir diyorum.

Zira gelmiş geçmiş kuşakların ayak izlerinin silinemediği, sevinç, hüzün, mutluluk ve dostlukların paylaşıldığı bu mekanın devamlılığı yöresel tarihimize coğrafyamıza ödenecek kutsal borcumuzdur. Elbette ki zaman hızla değişiyor. Değişirken de çoğu kez canları acıtıp, cananları ağlatıyor. Lakin umudum asla yitik değil. Her şey değişime uğramışken, kimler geldi, kimler geçti derken ayakta kalabilen o muhteşem ikili belediye binamız ve arka bahçesi BELEDİYE PARKIMIZ, ıhlamur ağaçlarının gölgesinde nergizleriyle, şebboylarıyla, kalıcı yeşilliğiyle yöremizin akciğerleri olarak hayat solumaya devam edecektir. Yeterki doğa ile barışık olalım.”Güzellikleri yaşamak için, ıhlamurlar çiçek açtığı zaman” diyya Bahattin Karakoç. Bizlerde bu şehrin insanları olarak bu şehrin güzelliklerini yaşamak, yaşatmak yeşiliyle, yeşillikleriyle, açılan ıhlamur çiçekleriyle nefes almak ve yoğrulmak, bu şehre ve bu şehri bizlere emanet edenlere vefa borcumuzdur diybelediye parkımızla ve yeşilliğiyle nice birlikteliklere ulaşmayı diliyorum.

ESEN KALIN

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 17.02.2021
Güncelleme Tarihi : 17.02.2021
GÜNDEM
Yazarlar
En Çok Okunanlar
En Son Yorumlar