Reşadiye Doğa Savunucuları Çağrıda Bulundu

24.12.2020
728 kez Okunmuştur.

 

Reşadiye Doğa Savunucuları Platformu yaptığı yazılı açıklama ile doğal hayatı korumak için herlesi mücadeleye davet etti. Faaliyet gösterdikleri her yerde doğayı acımasızca kirleten ve katleden uluslararası altın arama firmalarının, bu kez gözlerini Erbaa, Niksar ve Reşadiye ilçelerine diktiklerine dikkat çeken açıklama şöyle oldu:

“Bunlara karşı koyabilmek için tüm doğaseverlerin mutlakatak hareket etmesi gerekmektedir. Bu nedenle Reşadiye ve köyleri ile diğer kentlerde yaşayan kadın – erkek, yaşlı – genç tüm hemşerilerimizi; siyasi partiler, vakıf, dernek, federasyon ve spkulüpleri ile sanatçıları, iş insanlarını, belediyeleri, mahalle ve köy muhtarlarını REŞADİYE DOĞA SAVUNUCULARI PLATFORMU adı altında buluşmaya ve doğal hayatı korumak için mücadeleye çağırıyoruz.

  • Bu platform ve doğayıtak savunmak neden önemli?

Hatırlarsınız… 2000’li yılların başlarında uluslararası faaliyet gösteren bir şirket, Bergama ve Dikili arasındaki Ovacık’ta altın madeni işletmeye başlamış ve yörede yaşayan köylüler buna büyük tepki göstermişti. Köylüler, doğanın tahrip edildiğini; sularının ve tarım alanlarının siyanürle zehirlendiğini belirterek yıllarca devam eden eylemler yapmıştı. Madeni işleten firma ise üç dört yılda bir isim değiştirerek tüm yasal engelleri aşmış ve faaliyetini sürdürmüştü. Bugün Ovacık çevresi, en güçlü zehir olan siyanürle kirletilmiş toprakların oluşturduğu çirkin tepelerle doludur. Bu zehirli atıklar asırlar geçse de yörede kalacak ve yaşamı tehdit edecektir.

Türkiye daha Ovacık’taki tahribatı yok edemeden, geçtiğimiz yıllarda bu kez bir doğa cenneti olan Kaz Dağları’nda altın aramalarına başlandı. Yöre halkının haklı tepkisine ülke çapında destek geldi ve eylemler düzenlendi. Burada bazı aramalar iptal edildi, ancak doğa tahribatı halatada duruyor.

Yakın zamanda Amasya ile Tokat’ın Erbaa ve Niksar ilçelerinde de siyanürlü altın arama çalışmaları başlatıldı. Bizler, siyanürlü altın aramanın zararlarını tam olarak anlayamamışken; İzmir Menderes Efemçukuru ve Uşak Kışladağ’da altın madeni işleten, buralar gibi Samsun Şahin Dağları`nı da katleden Kanadalı Eldorado Gold’un Türkiye firması TÜPRAG, bugünlerde Reşadiye’nin Kuyucak ve Demircili köyleri ile Ordu Mesudiye’ye bağlı köy ve yaylalardan toprak ve kaya numuneleri alarak rezerv tespiti yapmaya başladı.

TÜPRAG, eğer karşı çıkmazsak rezerv tespit çalışmalarını bitirip bir sonraki aşama olan sıyırma, derin sondaj, dinamitle patlatma ve siyanürle ayrıştırarak endüstriyel altın elde etme aşamasına geçecektir. Altın arama çalışmaları; sadece Kuyucak ve Demircili’de değil; bütün İskefsir köylerinin mera, yayla ve tarım alanlarında devam etmekte olup,manlık alanları da kapsayacak şekilde sürdürülmektedir. Hatta yöre halkının ‘Selemen’ olarak adlandırdığı tarihi Selimhan Yaylası da bu kapsama girmektedir. Bu yayılma, köy yerleşim alanlarına doğru genişleyecektir. İleriki aşamalarda bazı köylerin taşınması bile söz konusu olacaktır.

  • Uzmanlara göre, siyanürlü altın madeni iki aşamada büyük tehlikeler içeriyor:

MADENCİLİK SIRASINDA…

* Alanı düzlemek ve hazırlamak için tonlarca dinamit patlatılıyor, on binlerce ağaç kesiliyor. Ormanlar, içindeki canlılarla birlikte yok ediliyor. Heyelanlar meydana geliyor.

* Kırma  - eleme tesisleri, siyanürlü ve çeşitli kimyasallar içeren atık su ve çamur için atık maden barajları, ADR (ayrıştırma) tesisleri yapılıyor.

* Devasa çukurlar açılarak cevher çıkartılıyve çıkartılan cevher kırılıp öğütülüyor, pasa denilen değersiz kısım bir bölgeye yığılıyor.

* Öğütülen cevher yakın bir alana taşınarak, oluşturulan dev çukurlarda üzerine siyanürlü su verilerek altın madeni ayrıştırılıyor. Madeni alınan siyanürlü toprak ise yakın yerlere yığılarak, zehir dağları meydana getiriliyor.

SONUNDA...

* Ekosistem bozuluyor. Ormansızlaşma ve topraksızlaşma, iklimde olumsuz değişikliklere yol açıyor.

* Tarım ve hayvancılık yapılan alanlar bozuluyor, kirleniyor. Tarım ve hayvancılık yapılamaz hale geliyor. Yöre halkının geçim kaynakları yok oluyor.

* Ağır metal içeren ve asit üreten zehirli toprak dağları oluşuyor. Bunun sonucunda yeraltı ve yerüstü su sistemleri değişiyve kirleniyor.

* Devasa çukurlar ve atık barajları ile yöre cehennem haline geliyor. Doğal alanlar bozuluyor, tellerle çevrili tehlikeli alanlar oluşturuluyor.

* Siyanür sızıntıları, hidrojen siyanür buharlaşması ve atık maden barajları kazaları ayrı birer risk olarak varlığını sürdürüyor. Reşadiye gibi birinci derece deprem kuşağında yer alan bölgelerde bu risk asla göz ardı edilemez.

Doğup büyüdüğümüz ve yaşamımızı sürdürdüğümüz topraklarımızı, yaylalarımızı, meralarımızı,manlarımızı, havamızı, sularımızı, hayvanlarımızı, doğal güzelliklerimizi korumamız ve gelecek nesillere daha iyi koşullarda teslim etmemiz gerekiyor. Bir avuç uluslararası şirketin ve yerli işbirlikçilerinin menfaati uğruna doğaltamlarımızın yok edilmesine asla seyirci kalamayız, kalmamalıyız. Bu tür altın arama faaliyetlerinde hiçbir kamu menfaati olmadığı gibi, riski ve zararı yöreye veada yaşayan yoksul halka kalmaktadır. Bu insanlar arasında dede ve ninelerimiz, anne ve babalarımız, kardeşlerimiz, amca ve halalarımız, enişte ve teyzelerimiz, arkadaşlarımız ve komşularımız var. Onlarla birlikte; ineklerimiz, keçi ve koyunlarımız, tavuklarımız, kuşlarımız, meyvelerimiz, sebzelerimiz, tarlalarımız, bize temiz hava sağlayanmanlarımız ve her türlü canlılarımız yine bizden tarihi ve vicdani bir görev bekliyor. Bu insafsız talana hep birlikte karşı çıkmaktan ve engel olmaktan başka çaremiz de yok!

Ülkemizi, yöremizi, doğamızı ve canlarımızı korumak, Anayasal bir hak ve sorumluluktur. Bu nedenle hiçbir siyasi ayırım gözetmeksizin bir araya gelelim ve birlikte mücadele edelim. Aksi halde yarın çok geç olacak… “                                   

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 24.12.2020
Güncelleme Tarihi : 24.12.2020
GÜNDEM
Yazarlar
En Son Yorumlar