KADİM DOST OSMAN BAŞ’IN ARDINDAN

Mehmet Emin ULU`nun Kaleminden

24.12.2020
573 kez Okunmuştur.

“Şimdi gelen haberlerle avunuyoruz,

Ne var, ne yok gibi sorurlar soruyoruz.

Yazık… Mutlu olduğumuzu sanıyoruz,

Tatlı hisler, güzel anılarda kaldı.”

 

Sözün bittiği, gözyaşı sağanağının başladığı an… Dudaklarımızdan dökülür ince bir ağıt… Neydi o günler, o sevinçler, o hüzünler, muştuyla dolu yarınlar ve öteler ötesi zamandaki anlar, anılar…

Daha dün gibi hatırlıyorum, ilk tanıştığımız yılları… Elinde küçük siyah bir çanta, okul okul dolaşıyor, biz Tokat Kültür Araştırma Dergisi çıkarıyoruz. Sonra bir dost evinde oturup sohbet ediyoruz. Kimler yok ki, bu toplantıda… İrfan Yıldız Hocam, Reşat Doğru, Hasan Akar, Remzi Zengin, Ebubekir Altıntaş ve daha niceleri…   Kendimize ait bir dergimiz olsun, hür ufukları doldursun istiyoruz. Adını, sanını, amblemini bulmak bana düşüyor. Tez zamanda “Kümbet” adlı bir dergimiz oluyor.

Büyük bir heyecanla dergimizi çıkarıyoruz. Salıveriyoruz dergilermanına. Kısa zamanda serpilip büyüyor. Balkanlardan Kafkaslara uzanan bir dergi oluyçabalarla... Sonra Ali, Paşa Camii, yakınlarında küçük ahşap bir binada büromuz oluyor. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği diye koca bir dernek kuruyoruz.

Osman Baş koşturuyor, Hasan Akar koşturuyor, Remzi Zengin koşturuyor. Yazılar sığmıydergimize… Kitaplar çıkıyardı ardına…

Aylar mevsimleri, mevsimler yılları kovalıybirbiri ardınca... Şiir dünyasının kapılarını aralıyoruz nice dostlarla birlikte… Osman Hocamın yüreklere dokunan şiirleri büyük beğeni topluyor, sevda seli sonsuzluğa uzanıyor.

Bir gün halelleşiyoruz Tokat sokaklarının birinde… Yüreğim buruk, anlamıyorum neden? Fakat o ısrarlı… Hiç sesimi çıkarmıyorum. Sonra Tokat’tan ayrılıyor, Kümbet Dergimizi ayırdığı gibi… Ankara’da “Kümbet’in Altında”  diye bir dergi çıkarıyor. Yeni dostlar dostluklar ediniyor. Neredeyse Tokat’ı unutmuş gibi… Sonra bir hüzün rüzgârıyla kendini Tokat’a atıyor… Eşini kaybediyor. Erbaa’da, cami avlusunda buluşuyoruz. Sarılıp yürek yüreğe ağlaşıyoruz dakikalarca… Sonra o yine dönüyAnkara’ya biz Tokat’a…

Bir iki defa Ankara’da buluşuyoruz, eski günleri buruk da olsa anıyoruz…

Osman Hoca, son derece duygulu, kendine ait bir dünyası olan, dışta pek çok dosta açık olan fakat aslında içine kapandığında yalnızlaşan, yalnızlığıyla ağlaşan bir beni âdemdi. Onu hep sevdim, hep saydım.  Yaşadığı acıları, sıkıntıları hep yüreğimde bildim.

Son günlerde hastalığını takip ediyordum. Arada Mustafa Baş kardeşimle haberleşir sorardım… Tokat’a getirildiğini duydum.

Geçen gün, yani 21 Aralık saat on üçte Reşadiyeli Yılmaz Erdoğan hocam aradı. “Duydun mu Osman Baş Hocamız vefat etti?”… Aman Allah’ım beynimden vurulmuşa döndüm. Ne söyleyeceğimi,  unuttum. Aklım beyinim durmuştu. Bir anda onunla yaşadığımız nice hatıralar gözümün önünden geçip gitti. Demek, bir dost bize haber vermeden çekip gitmişti. Bu nasıl olurdu? Mümkün müydü? Hemen araştırdım. Ne yazık ki, aynı saatlerde Erbaa Tepekışla köyünde defnediliyordu. Cenazesine bile gitmek mümkün olmadı.

Birlikte hem Türkiye’de hem de Azerbaycan’da kitap çıkardığımız, hemen hemen bütün acılarımızı, dertlerimizi paylaştığımız bir dostu kaybetmek gerçekten çok acı… Fakat ondan daha gerçek olan bir şey var. O da “Ölüm Gerçeği”…

Bu gerçek hepimizi alıp götürecek… Toprağın kokusuna alıştıracak… İyi ki inanıyoruz. İyi ki Müslüman’ız…    Yoksa ölüme tahammül etmek çok zor…

Osman Hocam, pek çok dost gibi bir daha geri dönmemek üzere sonsuzluğa kanat açtı.  Bilirim bir gün biz de aynı yolculuğa çıkacağız. Önemli olan dostlarla kırgınlık yaşamadan,  herkesten helallik alarak uhrevi âleme göç etmek…  Ben Osman Hocama hakkımı helal ettim. Dostlarım siz de helal edin. Yalnız Osman Hocama değil, bana da hakkınızı helal edin.   Ölümlü dünyadayız… Kim bilir belki… Ben bütün dostlara hakkımı helal ettim…

Hani Üstad Necip Fazıl Kısakürek: ”Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...

Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber” demiş ya...

İşte öyle bir şey…

İlk sözü onun sözüyle başladık son sözü de yine Osman Hocamın bir şiiri ile bitirelim…  

    

“…

Çınarın yaprakları cevap veriyrüzgâra

Bilirim ki, Ali Paşa Camii

Avludaki çınarların dostudur

Kim bilir aynı yıl aynı ay doğumludur.

Bir yatsı sonrasında

Ali Paşa Camimi avlusunda,

Tek başıma oturuyorum,

Kim birli belki de

Koca çınarla konuşuyorum.” Ali Paşa (Hey Onbeşli Onbeşli Tokat Şiirleri Antolojisi- Emin Ulu-Osman Baş-Tokat 1998)

 

Ey kadim dostum! Çıktığın sonsuzluk yolunda, ebedi istiratgâhında rahat uyu, ruhunu yıkasın zemzem suyu…

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 24.12.2020
Güncelleme Tarihi : 24.12.2020
GÜNDEM
Yazarlar
En Son Yorumlar