TEOG birincisi Mustafa’nın sır intiharı

3.10.2019
674 kez Okunmuştur.

Tokat’ın Erbaa ilçesinde TEOG Türkiye birincisi olarak Fen Lisesini kazanan Mustafa Öztürk (17) Simeri Kalesinden atlayarak yaşamına son verdi.

Aile internet üzerinden gençleri intihara sürükleyen oyunların oynanmış olabileceği şüphesiyle Mustafa’nın kaleden atlamadan önce kullandığı telefonun bulunup, olayın aydınlatılmasını istiyor.

Olay geçen hafta Cumartesi günü ilçeye bağlı Güveçli köyünde yaşandı.  Orhan ve Mine Öztürk çiftinin 4 çocuğundan biri olan Mustafa Öztürk 2016 yılında TEOG Türkiye birincisi olarak Samsun Garip Zeycan Yıldırım Fen Lisesini kazandı. 3 yıldır fen lisesinin pansiyonunda kalıp, okulda eğitim gören Mustafa, geçen hafta arkadaşlarına kendisini yüksekten atarak yaşamına son vereceğini söyledi. Arkadaşları durumu okul yönetimine bildirdi. Okul yönetimi de baba Orhan Öztürk’ü arayarak aileye bilgi verdi. Okul müdürü Mustafa’nın hafta sonunu ailesiyle birlikte geçirmesini istedi. Olayı öğrenen baba Orhan Öztürk oğlunu yakından gözlemlemek ve hafta sonunu birlikte geçirmek için Mustafa’yı köye çağırdı. Baba Orhan Öztürk hafta sonunu geçirdikten sonra Pazartesi günü oğluyla birlikte psikiyatristle gitmeye karar verdi. Cuma günü Güveçli köyüne gelen Mustafa Öztürk ertesi gün ailesiyle birlikte kahvaltı yaptıktan sonra köydeki Simeri Kalesine çıktı. Oğlunun kaleye çıktığını öğrenen baba telefonla oğlunu arayarak kalede ne yaptığını, havanın rüzgârlı olduğunu ve aşağı inmesi gerektiğini söyledi. Mustafa Öztürk iste kaleden aşağıya atlayacağını söyleyerek telefonu kapattı. Daha sonra Mustafa kendini yaklaşık 150 metre yükseklikten boşluğa bıraktı. İhbar üzerine olay yerine Jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri Mustafa Öztürk’ün olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Kaleden atlamadan önce babasıyla telefonda konuşan Mustafa Öztürk’ün akıllı telefonu ise aramalara rağmen bulunamadı. Yapılan incelemelerin ardından Mustafa, Pazar günü köyde toprağa verildi. Olayın ardından köylüler ve jandarma kayıp telefonun bulunması için kale çevresinde arama çalışması yaptı. Ancak Pazartesi günü yapılan çalışmalarından sonuç alınamadı. Aile internet üzerinden gençleri intihara sürükleyen ‘Mavi Balina’ veya ‘Momo’ adlı oyunların oynanmış olabileceğini şüphesiyle kayıp telefonun bulunup olayın aydınlatılmasını istiyor. Jandarma’nın olayla ilgili başlattığı soruşturma ise devam ediyor.

Geçen hafta Cuma günü Samsun Garip Zeycan Yıldırım Fen Lisesi Müdürünün kendisini aradığını anlatan Baba Orhan Öztürk şöyle dedi: “Dedi ki ‘Orhan bey öğrencimizde bazı sıkıntılar var. İntihar etmeyi düşünüyormuş. Yüksekten atlamayı düşünüyormuş. Arkadaşlarına böyle şeyler söylemiş. Ben kendisini çağırdım konuştum. Bana ‘öyle bir şey yok hocam’ dedi. ‘Şaka yaptım’ dedi. Ama ben çocuğa inanmadım. Çocuk bu hafta sonu köye gelmiyormuş. Siz çocuğu köye çağırın. Çocuğu yakından izleyin. Çocuğu bir psikiyatriye götürelim’ dedi. Bende ‘Cumartesi, Pazar burası küçük yer burada psikiyatrist olmaz’ dedim. O da dedi ki ‘Pazartesi çocuğu siz getirin. ‘Beraber götürelim’ dedi. Tamam dedim. ‘Nasıl davranmam lazım hocam çocuğa’ dedim.  ‘Ya da bu olayı nasıl yönetmem lazım’ dedim. Bana dediği ‘Olayı fazla büyütmeyelim. Dallandırıp budaklandırmayalım. Sessiz sakince çocuğu çağırın izleyin. Pazartesi günü de getirin’ dedi. Sonra rehber öğretmenin numarasını attı bana. ‘Onunla görüş’ dedi. Onunla görüştüm. Rehber öğretmeni dedi ki ‘abi ben çocuğu izliyorum, konuşuyorum böyle bir şey kesinlikle yok. Sen bunlara inanma. Ama yine de çocuğu çağır köye hafta sonunu köyde geçirsin. Sen yine de kendin izle’ dedi bana. Bende tamam dedim.”

 

‘OYUN OYNUYORUM’ DEDİ

Mustafa’nın Cuma günü Samsun’dan Erbaa’ya geldiğini ifade eden Baba Öztürk şöyle konuştu:  “Köyde akşam evde beraber yemek yedik, çay içtik, sohbet ettik. Çocuğu sürekli izledim. Hiçbir hareketlerinde değişiklik görmedim.  Her zaman ki standart şeylerdi. Sonra gitti yattı. Yarım saat sonra tekrar yanına gittim. Odasına baktım ne yapıydiye. Yatakta yatmış. Telefonunu şarja takmış oyun oynuyordu. Ne yapıyorsun oğlum dedim. ‘Oyun oynuyorum’ dedi. Tamam, yat istirahat et dedim. Öptüm, dışarı çıktım. Sabah oldu onun kalkması sabah 10 gibiydi. Oturduk tekrar kahvaltı yaptık. Tekrar sohbet ettik. Hareketlerinde hiçbir dengesizlik görmedim. Sonra ben dışarı çıktım. Bunu da evin halkına söylemedim çünkü heyecan yaparlar bir sıkıntı oluşturur çocuğu ürkütürüz korkuturuz diye. Niyetim öğlen yemeğini yiyip sonra çocuğu yanıma alıp gezmeye gidiyormuş gibi sohbet edip düşüncelerini dertlerini dinlemekti. Fakat bu arada çocuk evden ayrılmış. Eve geldim. Annesine sordum ‘nerede’ diye. Dedi ki ‘yola doğru gitti.’ Sonra babaannesi geldi. ‘Kaleye çıktı Mustafa’ dedi. Hemen aradım bunu. Ben göremiyordum olduğum yerden. Açtı telefonu. Dedim ‘baba benim gördüğüm yere gel.’ Geldi. ‘Ne yapıyorsun’ dedim. ‘Geziyorum baba’ dedi. ‘Orda hava rüzgarlıadan düşersin gel bu tarafa aşağı in’ dedim. ‘Yok inmeyeceğim’ dedi. Dedim ki ‘ben yemek hazırlıyorum’ gel. Beraber hazırlayalım dedim. ‘Yok lazım değil’ dedi. Sonra ‘ne yapacaksın ya’ dedim. ‘Ben atlayacağım’ dedi. ‘Çözüm bulabiliriz öyle bir şeye gerek yok’ dedim. ‘Yok, baba çözüme gerek yok atlayacağım’ dedi. ‘Yapma etme’ dedim. Ama ‘yok dedi yapacağım.’ ‘Bekle ben geleyim o zaman’ dedim. ‘Gelme yetişemezsin’ dedi. ‘Yapma’ dedim. ‘Yapacağım’ dedi. Telefonu kapattı. Oradan ben olay mahalline koştum. Fakat benaya varamadan çocuk kendisini attı.

 

TELEFONU KARA KUTSU

İnternet üzerinden oynanan ve gençleri intihara sürükleyen oyunlardan ilk etapta şüphelenmediklerini kaydeden Baba Öztürk şöyle dedi:  “Sonra okuldaki arkadaşları, öğretmenleri buraya geldiler. Cenaze merasimine katıldılar. Burada kendi aralarında konuşmuşlar. Tabi ben o kalabalıkta o anki ruh haliyle takip edemedim olayları. Kendi aralarında demişler işte ‘Mustafa son görevini yaptı’ ya da ‘Mustafa son görevini başardı’  gibi konular konuşulmuş. Öğrenciler arasında. Sonra savcı beyle görüşmeye gittim. Savcı bey görüşmüş bunlarla. Çocuğun daha önce psikiyatriye gittiğini söylemişler. Götürdüklerini söylemişler okuldan. Fakat bununla ilgili bize hiçbir bilgi vermediler. Çocuk psikiyatriye gitti. Böyle sıkıntıları var. Sonra arkadaşlarıyla bağlantıya geçtik. Arkadaşları işte çocuk son zamanlarda derslere katılmıyordu. Efendim işte sınıfa gelip uyuyordu. Hiç not almıyordu. Yani bu şekilde davranışları vardı. Ama biz bu konularda bilgilendirilmedik maalesef. İnternette oynanan oyunların isimlerini net olarak bilmiyorum. Ama çok tehlikeli oyunlar olduğunu biliyoruz internette. Bu oyunları oynuymuydu, oynamıymuydu bir bilgimiz yok. Ama çok teknolojiye meraklı bir çocuktu. Bu oyunları oynaması gayet te muhtemeldir. Fakat telefonuna ulaşamadığımız için bu konuda hiçbir bilgimiz ve fikrimiz yok.”

 

“BU OLAY NEDEN KAYNAKLANDI ÇÖZÜLMESİNİ İSTİYORUM”

Mustafa’nın kullandığı telefonun onun kara kutusu olduğunu belirten Baba Öztürk şöyle dedi: Çocuk çok telefonla haşir neşir bir kişiydi. Biraz içine kapanık birisiydi. Herkesle irtibat kurmuyordu. Yani çocuğun telefonu bir nevi çocuğun kara kutusu gibiydi. Bu olayın aydınlatılması için telefonun bulunması gerekiyordu. O çok önemli ve mühim bir delildi. Fakat ne yazık ki burada yapılan aramalarda telefon bulanamadı. Profesyonel bir arama yapılmadı. Çok amatörce bir arama yapıldı. Köylüler amatörce kendi çabalarıyla bir arama yapmaya çalıştılar. Jandarma’nın yaptığı arama çok acemice, çok amatörceydi. Hiçbir profesyonel ekip gelip burada telefon araması yapmadı. Benim talebim profesyonel ekiplerin gelip telefonu bulmaları. Ve içinde ne var? Bu olay neden kaynaklandı bunun çözülmesini istiyorum.” dedi.

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 3.10.2019
Güncelleme Tarihi : 3.10.2019
GÜNDEM
LİG PUAN DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ligi seçiniz:

Yazarlar
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
En Son Yorumlar